AKİT SON DAKİKA
MEKKE CANLI YAYINMEDİNE CANLI YAYIN

İz bırakan fakihe

Fatıma el-Fakihe, yaşadığı coğrafya ve içinden çıktığı topluma kılavuzluk yapan, sonra da bütün bir insanlığın ortak kültür mirasına katkıda bulunan, onun önünü ışıtan ilim ve erdem sahibi bir alime ve hattat ...

Ebrar Beşinci Şimşek

2014-2015 yıllarında, içinde bulunduğum bir proje bana, Müslüman uygarlığını tanımak açısından yeni bir dünyanın kapısını aralamıştır. Zira İGETEV’İN gerçekleştirdiği “İz Bırakan Müslüman Kadınlar” adındaki bu projede gerçekleştirilmeye çalışılan, siyaset, sanat, din, bilim, tıp vb. alanlarda öne çıkmış, hakkında yeteri kadar malumat sahibi olmadığımız, medeniyetimizin kadim şahsiyetlerini ortaya çıkarabilmek ve toplumun önünde yeni rol modeller olarak takdim edebilmek idi. Bu amaç üzere pek çok kişiyi çalıştık, fakat bunlardan gözüme en çok çarpan isim Fatıma el-Fakihe olmuştu.

Fatıma el-Fakihe, yaşadığı coğrafya ve içinden çıktığı topluma kılavuzluk yapan, sonra da bütün bir insanlığın ortak kültür mirasına katkıda bulunan, onun önünü ışıtan ilim ve erdem sahibi bir alime ve hattat ...

Üstün meziyetleri ve kalıcı uğraşlarına rağmen yeteri kadar ilgi ve layık olduğu alakaya mazhar olamamış, birinci derece yakınlarının tanınmalarına rağmen, kendisi adeta unutkanlık girdabına terkedilmiş büyük değerlerimizden biri: Fatıma bint Alaeddin es-Semerkandiyye.

12. yüzyılda yaşamış değerli bir fıkıh ve hadis bilgini, Hanefi fıkıh otoritelerinden biri olan Fatıma es-Semerkandiyye, aynı zamanda büyük bir hüsn-i hat ustası. Döneminde geçerli ve önem taşıyan birtakım ilim ve sanat dallarıyla ilgilenmesi ve hatta daha da ötesinde, bu konularda belirli bir otoriteye sahip olması sebebiyle ona “zamanın allamesi” de denilebilir. Ancak fıkıh alanında öne çıkması ve özellikle bu alanda oldukça etkin olması ve nev’i şahsına münhasır bir üslup geliştirmesi dolayısıyla, daha çok “Fatıma el-Fakihe” olarak tanınmaktadır.

Fatıma es-Semarkandiye, İslam dünyasının cazibe ve kültür merkezlerinden olan Semerkant’ta doğmuştur. Bir Özbekistan şehri olan Semerkant, birçok İslam âliminin yetiştiği ve medeniyetimize ilim, sanat ve kültür beşikliği yapmış bir kenttir. Önemli ilim, kültür ve sanat faaliyetleri kadar, canlı ticaret merkezlerinden de biridir.

Böyle bir coğrafyada dünyaya gelen Fatıma, bu kültür çevresinden faydalanmış, aynı zamanda da bu çevreye katkıda bulunmuş bir ailenin ferdidir. Nitekim babası ve ilk hocası meşhur Hanefi fıkıh alimlerinden Tuhfetu’l –Fukaha’nın yazarı Alaeddin Semerkandi; eşi ise yine babasının yetiştirdiği en önde gelen öğrencilerinden ve Hanefi fıkıh alimlerinden, İmam el-Kaşani olarak da bilinen Alaeddin Ebu Bekr b. Mesud b. Ahmed el-Kaşani’dir.

Fatıma evlenince, Kaşan’da eşi ve babasıyla beraber aynı evde yaşayarak bir fıkıh heyeti oluşturdular. Halkın zora düştüğü, çözmekte zorlandığı fıkhi konularda onlara yardımcı olmuşlar ve sorularına cevap bulmuşlardır. Fatıma el-Fakihe, çevresindeki insanların olduğu gibi, eşinin de yanındaydı. İmam Kaşani’nin düştüğü hataları düzeltir, hatta tereddüde düştüğü konularda yaptığı istişareyle onun endişelerini giderirdi. Nitekim kaynaklarda belirtildiğine göre, Kaşani’nin bir talebesi şöyle der: “Bazen hocamıza zor sorular sorardık, o zaman bizden izin isteyerek kalkıp evine giderdi. Evden döndükten sonra bize zor sorunun cevabını çok detaylı bir şekilde anlatırdı ve bu durum sıkça olurdu. Sonra anladık ki, İmam Kaşani bu soruların cevaplarını almak için eşi Fatıma’ya gidiyor ve ondan aldığı cevaplarla bize geliyordu”.

O, ilmiyle amil bir kişilikti. Halep, onun hayırseverliğinin somutlaştığı bir yerdi. Bir Ramazan ayında, kolundaki bileziğini satıp, Halep’teki fıkıh alimlerine iftar yemekleri vermiş ve böylece burada kendisinden sonra da sürekliliği devam edecek yeni bir çığır açmıştır.

Birden fazla meziyeti şahsında toplayan bu fıkıh alimesi, fetvalarını, büyük bir özenle bizzat kendi yazısıyla yazar, eşi ve babasının da imzasını alarak sahibine teslim ederdi. Böylece verdiği fetvalar, daha da güçlü ve güvenli bir fetva haline gelirdi.

Güçlü, perçinlenmiş aile yapısı, yaptıkları, bildikleri ve örnek şahsiyetiyle alanının otoritesi ve söz sahibi haline gelen Semerkandiyye ‘nin hayatı Halep’te nihayete ermiş ve burada “Kuburu’s-Salihin”de defnedilmiştir.