AKİT SON DAKİKA
MEKKE CANLI YAYINMEDİNE CANLI YAYIN

İdi Emin’in anlattıkları

“Ben gelmeden önce Uganda’da Müslümanlar köle ve hizmetçi idi. Resmi iş alamazlardı. Ben bunların resmi işlerdeki oranını yüzde 80’e çıkarttım. İngiliz ve batı bunu asla kabullenemedi. Daima aleyhte haberler üretti masa başından.”

Uganda eski devlet başkanı merhum İDİ EMİN hakkında bir hatıra: Mekke-i Mükerreme Ummul-Kura Üniversitesi mezunu, halen Avustralya’da yaşayan eğitimci Ahmet Bozlar hoca anlatıyor:

1980’li yılların başları... Cidde’de büyük bir otelde yapılan Türkiye’yi tanıtma haftası toplantılarından birine katıldık. Aynı şirkette çalıştığımız inancı olmayan bir Türk mühendis de bizimle beraberdi.

Bana:

- Hocaefendi, şu adam İdi Emin değil mi?” diye sordu.

O tarafa baktığımda: “Ona benziyor, amma bilmem” dedim.

Mühendisin ısrarı üzerine masasına gittik.

Ve arkadaşım: “- Siz İdi Emin misiniz?” diye sordu.

O da: “- Bir Türk kahvesi ısmarlamazsanız konuşmam” deyince sıcak bir hava oluştu.

Oturduk yanına. Tam o esnada bizim mühendis bey bombayı patlattı:

- Siz ülkenizdeyken neden insan kanı içiyordunuz?” deyiverdi.

İdi Amin gayet sakin bir şekilde:

- Orada Türk kahvesi yoktu da onun için” dedi.

Bizim mühendis bey ukalalığına devam eder mahiyette güldü. İdi Emin, mühendisi omuzundan eliyle bastırarak sandalyeye oturttu.

Ve:

- Siz Türkler 1974’de Kıbrıs’ta çocukları, ihtiyar kadınları, neden dozerlerle çukurlar açarak canlı canlı gömdünüz?” diye sordu.

Mühendis bey celallenerek:

- Hayır biz öyle bir şey yapmadık. Onu Rumlar yapmıştı..“ deyince o aslan yapılı İdi Emin kükrercesine:

- Sen bana insan kanı içiyordun dedin. Bir insana yapılabilecek en ağır hakareti yaptın, ben kızmadım. Sana ne oluyor şimdi?” diye çok sert bir üslup ve bakışla dakikalarca sayın mühendis beye baktı.

Ve ekledi:

- Baby (çocuk), benim ülkem kuş cennetidir. Ben halkımla hep iç içe yaşadım.

Beni ziyarete gelenler bana kuş eti veya kuşu canlı getirirlerdi. Kabul ettiğim tek hediye buydu.

Aynı o sert bakış ve sesle:

Ben o kuşların bile kanını içmedim” dedi.

Aniden yumuşak bir üslupla:

- Ben gelmeden önce Uganda’da Müslümanlar köle ve hizmetçi idi. Resmi iş alamazlardı. Ben bunların resmi işlerdeki oranını yüzde 80’e çıkarttım. İngiliz ve batı bunu asla kabullenemedi. Daima aleyhte haberler üretti masa başından.

Bilin ki benim ülkemden çıkan her haber; önce Londra’ya gider, orada şekillenir ve oradan size gelirdi. Sizinle ilgili haberler de önce İsrail’e, oradan İsviçre’ye gider; orada istenen şekle konur, sonra bize gelirdi… Ve bu, halen öyledir” dedi.

Ve: “- Hadi bir Türk kahvesi daha..” diyerek sustu. Kendisinden özür diledik.

>Suda yaşadı<

Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce;

Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce. (Necip Fazıl Kısakürek)